
Jan 6, 2026
Uluslararası Hukuk ve Soykırım Suçları : Gambiya Ve Myanmar Davası

Jan 6, 2026
Uluslararası Hukuk ve Soykırım Suçları : Gambiya Ve Myanmar Davası
I. DAVA’NIN ÖZÜ: SÜREÇ NASIL BAŞLADI?
11 Kasım 2019 tarihinde Gambiya Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanına Myanmar Birliği Cumhuriyeti’nin 1948 Tarihli Soykırım Sucunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğine ilişkin bir başvuru yapılmıştır. Divana yapılan başvuruda Myanmar Cumhuriyeti’nin Rohingya azınlığına karşı yürüttüğü operasyonlar bağlamında sözleşmenin temel hükümlerini ihlal ettiğinin tespitini ve buna ilişkin devlet sorumluluğunun belirlenmesi talep edilmiştir. Ayrıca geçici koruma tedbirlerinin bu süreçte uygulanmasını istemiştir.
Myanmar’ın Rohingya Müslüman azınlığına yönelik eylemlerini “soykırım” olarak gerçekleştirdiği; bu noktada sözleşmeden doğan soykırımı önleme, soykırımı cezalandırma, bu suçlara karşı gerekli tedbirleri alma yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiaları divana taşınmıştır.
Gambiya Cumhuriyeti özellikle 2016 ve 2017 yıllarında Myanmar ordusunun “ Temizleme Operasyonları” adı altında Rohingya köylülerini sistematik olarak yok ettiği, toplu katliam süreçleri, cinsel şiddet, köylerin yakılması ve diğer yok etme politikaları ile soykırım sucunun işlendiğinin sabit olduğu iddialarını öne sürmüştür.
Myanmar ise soykırım suçlamalarını reddetmekle beraber olayları terörle mücadele ve güvenlik operasyonları kapsamında gerçekleştirdiğini savunmuştur.
Halen sonuca bağlanmamış bu dava hem soykırım yasağını uygulama alanı hem de uluslararası hukuktan doğan erga omnes partes yükümlülükler bakımından önemli sonuçlar doğurma ve emsal teşkil etme potansiyeli bulunan bir davadır.
II. GEÇİCİ TEDBİRLER HUSUSU
UAD Statüsü’nün 41. maddesinin ilk paragrafına göre Divan geçici önlemler kararı alma yetkisine sahiptir. Geçici önlemler, mahkemenin nihai kararını beklerken alınan, dolayısıyla geçici karakteri olan önlemlerdir.[1] Mahkeme başvuru sürecinde yapılmış olan geçici tedbir taleplerini ilk aşamada inceleyerek karara bağlamakla esas hakkındaki kararına kadar doğabilecek olası zararların önüne geçmektedir.
Gambiya, Myanmar’ın erga omnes nitelikte olan bir jus cogens normu ihlal ettiği argümanına dayanarak, kendisinin bu davanın tarafı olmaya haiz olduğunu belirtmiştir.[2] UAD, geçici tedbir taleplerine ilişkin 23 Ocak 2020’de yaptığı incelemede prima facie yargı yetkisine sahip olduğunu, Gambiya’nın dava açma ehliyetinin bulunduğunu ve Myanmar’ın soykırım fiillerini önlemeye, delilleri korumaya ve Divan’a rapor sunmaya yönelik tedbirler alması gerektiğini kararlaştırmıştır. Bu kararlar ne kabul edilebilirliğe ne de davanın esasına ilişkin kesin kararlardır. Divan bu kararları, sadece ihtiyati tedbir talebi sebebiyle vermiştir.[3]
Geçici tedbirlere hükmedilmesi soykırım iddialarının ciddiyetini ve Adalet Divan’ının potansiyel ve geri dönülemez zararları önlemeye odaklandığını gözler önüne sermektedir. Bu karar davanın en can alıcı hususlarından olan erga omnes partes yükümlülüklerine ilişkin emsal nitelik taşımaktadır.
UAD Gambiya devletinin dava açma ehliyetini kabul ederek soykırım gibi ağır suçlarda devletlerin zarar görmeleri gerekmeksizin uluslararası toplumu koruma amacıyla hareket edebileceğini kabul etmektedir. Mahkemenin vermiş olduğu karara rağmen yargıç Xue’ye göre, Sözleşme’nin amacı bütün Taraf Devletlere Divan’a başvuru hakkı tanımak değildir, çünkü böyle bir amaç ile Sözleşme’nin UAD’ye başvuruyu düzenleyen IX. maddesine çekince koyulabiliyor olması bağdaşmamaktadır.[4] Yargıc Xue Hangin mahkemenin kararında erga omnes normunun bu derece geniş yorumlanamayacağı gerekçesi ile çekincesini belirtmiştir. Bu uluslararası hukuk normlarının yorumu bağlamında oldukça önemli bir tartışma konusudur.
III. DAVAYA DAİR ÖN İTİRAZLAR
Myanmar 20 Ocak 2021’de yargı yetkisi ve başvurunun kabul edilebilirliği konusunda dört ön itirazda bulunmuştur. Myanmar Devleti’nin itiraz dayanakları;
i. Davanın İslam İşbirliği Teşkilatı tarafında açılmış bulunup Gambiya’nın yalnızca vekil olduğu,
ii. Taraflar arasında soykırım sözleşmesinin uygulanması noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı,
iii. Myanmar devletinin sözleşmenin 8. Maddesine koymuş olduğu çekince sebebiyle UAD yargı yetkisinin sınırlı olduğu,
iv. Gambiya devletinin bahsi gecen ihlallerle doğrudan bir ilişiği bulunmamasından dolayı dava açma ehliyetine haiz olmadığı yönündedir.
Uluslararası Adalet Divanı tarafından yapılan incelemede bu argümanlar kabul edilmemekle beraber Gambiya’nın davayı kendi adına açtığı, taraflar arasından sözleşmeye aykırılıklar noktasında uyuşmazlık mevcut olduğu ve bahsi geçen 8. Maddeye koyulmuş çekincenin 9. Madde kapsamında yargı yetkisine halel getirmediğine karar verilmiştir. Uluslararası Adalet Divanı’nın 22 Temmuz 2022’de tüm bu itirazları reddetmesi ve karara bağlaması davanın esası hakkında görüşülmesine yol açmıştır.
IV. DAVAYA KONU SOYKIRIM MAĞDURU ROHİNGYA HALKI KİMDİR?
29 Mayıs 2012’de Myanmar’ın Rakhine (Arakan) eyaletinde Budist bir kadının üç Rohingya Müslümanının tecavüzüne uğradığına yönelik iddiaların ardından çıkan şiddet olayları ve devletin olaylara olan tutumları Rohingyaları bir anda uluslararası kamuoyunun gündemine taşımıştır.
Rohingyalar 2017 yılında yaşanan kitlesel göc sürecine kadar Myanmar Devleti’nin Rakhine eyaletinde yerleşik hayat süren, Birleşmiş Milletler verilerine göre yaşadıkları konumda dilsel ve dinsel anlamda azınlık konumda bulunan bir topluluktur.[5]
Rohingya azınlığı, Myanmar Devletinde yaşanan olayların ardından özellikle 2017 yılında artan şiddet eylemleri sebebiyle 2 ay içinde anavatanları olan Rakhine eyaletini büyük göc dalgaları ile terk etmek durumda kalmıştır. Bu süreçte yoğun göç alan bölgelerden olan Bangladeş ile Myanar Devletleri anlaşmış olsa da azınlıkların can ve mal güvenliğine dair problemler kitlesel dönüşlerin yaşanmasının önüne geçmiştir.
V. SOYKIRIM İDDİALARI
Scahabas tarafından yapılan tanıma göre, ”Soykırım” bir ulusal, etnik, ırksal ya da dini topluluğu bir bütün ya da kısmi olarak yok etmeye dair tüm eylemlerin ortak adıdır.[6] Staton’a göre eylemlerin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için; Sınıflandırma, Sembolize Etme, Ayrımcılık Yapma, Canavarlaştırma, Organize Bir Şekilde Hareket Etme, Kutuplaştırma, Planlama, Zulmetme, İmha Etme, İnkâr Etme kriterlerini sağlayabiliyor olması gerekmektedir.
Myanmar’daki durum incelendiği takdirde Rohingyaların vatandaş olarak kabul edilmemeleri, bu nedenle ayrımcılığa maruz bırakılmaları, haksız yere tutuklanmaları, beslenme ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmaması, kadın, erkek ve çocukların silahlı gruplarca öldürülmeleri, kişilerin eğitim, sağlık, evlenme, ibadet etme gibi en temel haklarından mahrum bırakılmaları halleri ve Myanmar tarafından yapılan zulümlerin inkar edilmesi soykırım ihtimalini desteklemektedir. [7] Nitekim Rohingyaların uğradığı baskı ve zulümler akademik çevrelerce de soykırım olarak nitelenmektedir. Soykırım eyleminin de erga omnes niteliği tartışmasız olarak kabul edilmektedir.[8]
VI. ULUSLARARASI TOPLUMUN TUTUMU
Myanmar’daki İnsan Hakkı İhlalleri tüm uluslararası toplum nezdinde çözüm bekleyen “küresel bir meydan okuma” olarak görülmektedir.[9] Myanmar’daki insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesi ve devam eden sistematik baskıların son bulması için BM’nin yanında yer alan ve somut adımlar atılmasını destekleyen başlıca ülkeler ise Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, İsveç Krallığı, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ve Vatikan Şehir Devleti’dir. Avrupa birliği de son yıllarda özellikle finansal destekler ile sorunun çözümü için adımlar atmaya yardımcı olma girişimlerinde bulunmuştur.
VII. TÜRKİYE’NİN TUTUMU
Türkiye Cumhuriyeti, Arakan’daki duruma ilişkin tutumunu farklı BM Genel Kurulu toplantılarında dile getirerek, Rohingya halkının maruz kaldığı ihlallere dikkat çekmiştir. Bu kapsamda, ülke içinde yerinden edilen ya da komşu ülkelere sığınmak zorunda kalan Rohingyaların güvenli ve gönüllü şekilde kendi topraklarına geri dönmelerinin sağlanması gerektiğini vurgulamış; BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bünyesinde özel yetkilere sahip bir mekanizmanın oluşturulmasını önermiştir.
Ayrıca Myanmar’da yürürlükte bulunan ve din ile etnik kimliği koruma gerekçesiyle ayrımcılığa yol açan hukuki düzenlemelerin kaldırılması gerektiğini ifade eden Türkiye, uluslararası mekanizmaların harekete geçirilmesi yönünde girişimlerde bulunmuş ve insani yardım faaliyetleri ile siyasi desteği aracılığıyla konuya sürekli ve üst düzey bir hassasiyet göstermiştir.
VIII. YAŞANAN SON GELİŞMELER
Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Hollanda ve Birleşik Krallık ortak dilekçeyle ve Maldivler bireysel olarak 15 Kasım 2023 tarihinde Divan Statüsü'nün 63. Maddesine dayanarak davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Bu 7 ülkenin Soykırım Sözleşmesine dair görüş bildirme talepleri UAD tarafından 2024 yılında verilen kararla kabul edilmiştir.
Ayrıca Belçika, İrlanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti de müdahillik taleplerini sunmuş olup divanca talepleri kabul edilmiştir. Müdahillikler davanın kapsamı ve sözleşmenin yorumunu genişletebilmek adına oldukça önemli adımlar olarak görülmektedir.
Mynar Devleti son yazılı savunmasını 2024 yılının Aralık ayında sunmuş olup sözlü duruşma süreçlerinin 2026 yılında başlaması beklenmektedir. Davanın ne şekilde sonuçlanacağı ise soykırım tanımı, uluslararası hukuk normları ve sözleşmeleri anlamında yeni emsaller ve uygulamalara sebebiyet verme potansiyelinden dolayı oldukça önemli bir konumda bulunuyor.
I. SONUÇ
Tüm bu süreç değerlendirildiğinde, Gambiya’nın Myanmar aleyhine Uluslararası Adalet Divanı önünde başlattığı yargısal süreç, Rohingya halkına yönelik ağır ihlallerin uluslararası hukuk düzleminde görünür kılınmasının ötesinde, soykırım yasağının bağlayıcılığı ve erga omnes partes yükümlülüklerin pratikte nasıl işletileceği bakımından oldukça önemli sonuçlar doğurmuştur. Divan’ın geçici tedbirlere hükmetmesi ve başvurucu devletin doğrudan zarar şartı aranmaksızın dava açma ehliyetini kabul etmesi, soykırımın önlenmesi yükümlülüğünün kolektif bir sorumluluk olarak ele alındığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle dava, jus cogens niteliğindeki normların yalnızca ihlal sonrasında değil, potansiyel ve geri dönülemez zararların önlenmesi amacıyla da etkin şekilde uygulanabileceğini göstermektedir. Henüz esasa ilişkin nihai karar verilmemiş olmakla birlikte, Divan’ın bugüne kadar sergilediği yaklaşım, uluslararası toplumun ağır insan hakları ihlalleri karşısında hukuki mekanizmalar aracılığıyla sorumluluk üstlenebileceğini ve soykırım suçunun cezasız kalmaması yönünde önemli bir normatif zemin oluşturulduğunu ortaya koymaktadır.
KAYNAKLAR
AKSÜNGER, Selman, Anadolu Ajansı, Gambiya’nın Myanmar’a Karşı Actığı Soykırım Davasında 7 Ülkenin Müdahilliği Kabul edildi.< Gambiya'nın Myanmar'a karşı açtığı soykırım davasında 7 ülkenin müdahilliği kabul edildi> s.e.t. 20.12.2025.
DALAR, M. & GÖKCAN, Ö. (2018), “ Myanmar’ın Rohingya Müslümanları Politikası: Tarihsel Ve Hukuksal Bir Analiz” , Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S: 8, C:15, s. 33-63.
KAYĞUSUZ AKBAY, M.(2020), “Gambiya / Myanmar Davasında Önemli Bir Aşama: Uluslararası Adalet Divanı’nın Geçici Önlemler Kararı”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, S:1,C:10, s.268-309.
URAZ, Onur (2021), “Uluslararası Adalet Divanı’nın Gambiya-Myanmar Davasında Soykırım Suçunun Tespiti Bakımından Karşılaşacağı Dört Temel Hukuki Soruna Dair Bir Değerlendirme” Uluslararası Suçlar ve Tarih Dergisi, S:22, s.29-73.
UZUN, E. & ÖZKERİM GÜNER, N. (2024), “Uluslararası Adalet Divanının Gambiya Vs. Myanmar İhtiyati Tedbir Kararının Devlet Sorumluluğu Açısından Değerlendirilmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S:15, C:2, s. 335-349.
YILDIRIM, Yasin (2019), “Myanmar’daki İnsan Hakları İhlalleri ve Rohingyalara Yönelik Baskıların Sonlanmasında Uluslararası Toplumun Rolü”, Güvenlik Çalışmaları Dergisi, S: 21, C:1, s.35-56.
YİNG, Sun, IISD, Uluslararası Adalet Divanı, Gambiya'nın Myanmar'ın Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiği iddialarına ilişkin ön itirazları reddetti. < https://www.iisd.org/itn/2022/10/07/icj-dismisses-the-preliminary-objections-over-the-gambias-claims-regarding-myanmars-violation-of-the-genocide-convention-the-gambia-v-myanmar-ying-sun/?utm_source=chatgpt.com >s.e.t. 10.12.2025.
[1] KAYĞUSUZ AKBAY, M. (2020), “Gambiya / Myanmar Davasında Önemli Bir Aşama: Uluslararası Adalet Divanı’nın Geçici Önlemler Kararı” Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, S:1,C:10, s.287.
[2] URAZ, Onur (2021), “Uluslararası Adalet Divanı’nın Gambiya-Myanmar Davasında Soykırım Suçunun Tespiti Bakımından Karşılaşacağı Dört Temel Hukuki Soruna Dair Bir Değerlendirme” Uluslararası Suçlar ve Tarih Dergisi, S:22, s.32.
[3] UZUN, E. & ÖZKERİM GÜNER, N. (2024), “Uluslararası Adalet Divanının Gambiya Vs. Myanmar İhtiyati Tedbir Kararının Devlet Sorumluluğu Açısından Değerlendirilmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S:15, C:2, s.338.
[4] KAYĞUSUZ AKBAY, a.g.e., s. 285.
[5] DALAR, M. & GÖKCAN, Ö. (2018), “ Myanmar’ın Rohingya Müslümanları Politikası: Tarihsel Ve Hukuksal Bir Analiz” , Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S: 8, C:15, s. 36.
[6] YILDIRIM, Yasin (2019), “Myanmar’daki İnsan Hakları İhlalleri ve Rohingyalara Yönelik Baskıların Sonlanmasında Uluslararası Toplumun Rolü”, Güvenlik Çalışmaları Dergisi, S: 21, C:1, s.44.
[7] YILDIRIM, a.g.e , s.45.
[8] UZUN, E. & ÖZKERİM GÜNER, N. a.g.e., s.346.
[9] YILDIRIM, a.g.e ,s.48.