
Jan 21, 2026
Usulsüz Tebligat Hâlinde Gecikmiş İtiraz Yoluna Başvurulamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı

Jan 21, 2026
Usulsüz Tebligat Hâlinde Gecikmiş İtiraz Yoluna Başvurulamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı
Gecikmiş itiraz ile usulsüz tebligat kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Bu iki kurum, gerek hukuki nitelikleri gerekse başvuru usulleri bakımından birbirinden açık şekilde ayrılmaktadır.
Gecikmiş itirazda, itiraz süresi geçmiş ve icra takibi kesinleşmiştir.
Bununla birlikte, borçlunun kusuru dışında ortaya çıkan ve süresi içinde itiraz etmesini engelleyen haklı bir sebebin varlığı hâlinde, kanun koyucu tarafından istisnai bir başvuru yolu olarak gecikmiş itiraza imkân tanınmıştır.
Buna karşılık, usulsüz tebligat hâlinde itiraz süresi hiç başlamadığından gecikmiş itiraz yoluna başvurulması hukuken mümkün değildir.
Zira usulsüz tebligat, tebliğ işleminin kanuni unsurlarını taşımaması nedeniyle sürelerin işlemeye başlamasına engel olan bir şekil sakatlığı niteliğindedir.
Bu nedenle, böyle bir durumda yapılması gereken, gecikmiş itiraz talebinde bulunmak değil; tebligatın usulsüz olduğunun ileri sürülmesidir.
Bu iddia, icra mahkemesinde şikâyet yoluyla incelenir ve tebligatın geçerliliği Tebligat Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
YARGITAY KARARI
Somut olayda, borçluya yapılan ödeme emri tebliğine dair tebligat mazbatasının incelenmesinde, ödeme emrinin;
"muhatabın tevziat saatinde adreste bulunamadığı komşusu ...'ın şifai beyanına göre işte olduğu, ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildiği, komşusuna haber verilerek 2 numaralı haber kağıdının kapısına yapıştırıldığı, komşusunun imzadan imtina ettiği" şerhi ile tebliğ edildiği, tebligatta haber verilen komşunun ismi tesbit edilmeksizin tebliğ işleminin tamamlandığı görüldüğünden, yukarıdaki yasa ve yönetmelik hükümleri uyarınca tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, borçlunun icra mahkemesine başvurusu usulsüz tebligat şikayeti olduğuna göre, mahkemece İİK'nun 18/3, maddesi uyarınca taraflar gelmese bile gereken kararın verilmesi gerektiği gibi, borçlunun borca ve faiz oranına İtirazını da talebin şekline göre icra dairesine yapması zorunlu olup, itirazla ilgili olarak önce dosyanın İşlemden kaldırılmasına, daha sonrada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.
O halde, mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek tebliğ tarihinin Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, öğrenme tarihine göre düzeltilmesine, borca ve faiz oranına İtirazın ise düzeltilen tebliğ tarihine göre süresi içinde icra dairesine yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir."
(Y. 12. HD. 19.12.2017, 2016/24688, 2017/15880)